Tüketici fiyatlarındaki artış ocak ayında yüzde 5 dolayında tahmin ediliyordu, açıklanan yüzde 4,84 oldu. Şubat tahminleri yüzde 3 dolayında oluşmuştu, açıklanan yüzde 2,96 oldu. Enflasyonun tek olumlu tarafı bu olsa gerek; en azından iki aylık veriler gösteriyor ki tahminlerle açıklama uyumlu seyrediyor.
Ama enflasyon hiç mi hiç iyi gitmiyor…
Ocak-şubat toplamındaki artış yüzde 7,95.
Yıllık enflasyon hedefi yüzde 16.
Yüzde 16’nın tutması için yılın kalan on ayında yüzde 7,46’nın aşılmaması gerekiyor.
İki ayda yüzde 7,95, sonraki on ayda yüzde 7,46!
Olabilir mi, tabii ki hayır; keşke olsa ama mümkün değil.
Bırakın yüzde 16’yı, Merkez Bankası’nın tahmin bandının üst sınırı olan yüzde 21’de kalmak için bile on aydaki artışı yüzde 12,10’da tutmak gerekiyor.
Şu savaş çıkmamış olsaydı yüzde 21’de kalmak belki mümkündü. Artık o olasılık da yok oldu.
Baksanıza petrol fiyatlarındaki artıştan dolayı motorine yüzde 10 dolayında zam gelmesi söz konusu. Zam henüz kesinleşmiş değil, çünkü bu konuda bazı çalışmalar var, birazdan değineceğim.
Yapıldığı takdirde kaydını düşerek söyleyeyim, tek seferde böylesine bir zammı pek hatırlamıyorum. Bu zammın etkisiyle mart ayındaki fiyat artışının hangi düzeylere çıkacağını varın tahmin edin.
Kaldı ki bu zam yalnızca mart ayını değil, suya atılan kaya gibi, taş gibi değil, kaya gibi halka halka yayılıp bütün yılı etkileyecektir.
Akaryakıt zamlarıyla ilgili şöyle de bir sorun var. Bu köşede 2 Mart’ta vurgulamıştım:
“Akaryakıta yapılan zam, haklı ya da haksız, maliyete hemen yansıtılıyor da, gelen indirimler (akaryakıttaki) hiçbir zaman akaryakıt zammı gerekçesiyle yapılan fiyat artışlarının geri çekilmesi gibi bir sonuç doğurmuyor. Akaryakıt zamlarının yol açtığı fiyat artışları hep kalıcı…”
Dolayısıyla şimdi motorine gelecek yüzde 10 dolayındaki zam mart enflasyonunu fena halde zıplatacak ve yılın kalan on ayına ilişkin (savaş yokken bile tutması mümkün olmayan) oranların yanına yaklaşılması olasılığını tümden yok edecek.
Akaryakıt zammı daha düşük olabilir
Motorine yüzde 10 dolayında zam bekleniyor ama bu zam uygulanmayabilir ya da daha düşük oranda tutulabilir.
Maliye Bakanlığında bu yönde çalışmalar yapılıyor. Zaten Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan petrol fiyatlarının enflasyon etkisini sınırlandırmak üzere çalışıyoruz” diyerek bunun işaretini verdi.
Vatandaş yakınmakta haksız mı?
TÜFE’de şubat ayında kaydedilen yüzde 2,96’lık artışta en büyük etki gıda ve alkolsüz içecekler grubundan. Bu grupta fiyatlar bir ayda yüzde 6,89 gibi çok yüksek bir oranda arttı.
Artış aslında gıda maddeleri kaynaklı. Şubatta gıda maddelerinde yüzde 7,35, alkolsüz içeceklerde yüzde 2,53’lük artış kaydedildi.
Gıda maddeleri kapsamında da sebze fiyatlarında ortalama yüzde 19, süt ve süt ürünlerinde yüzde 9 fiyat artışı yaşandı.
Gıda maddelerinde iki ayda kaydedilen fiyat artışı ise tam yüzde 15’i buldu.
Vatandaş gıda için aralık ayında 100 lira, şubat ayında ise 115 lira harcamış ve şu tür açıklamaları duyacağından emin:
“Enflasyon gıdadaki artış dışında iyi gidiyor. Gıda maddelerindeki artış da mevsim etkilerine bağlı olarak yüksek geldi. Sonuçta enflasyonun seyrinde bir sorun yok.”
Ne yüzde 16’nın anlamı kaldı, ne 21’in
ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırısından sonra Ortadoğu’da giderek daha fazla ülkeyi kapsamaya başlayan savaşla birlikte o klasik söylemleri yine duyduk. Türkiye ekonomisinin bu tür durumlara ne kadar dayanıklı olduğu yönündeki söylemleri.
İlk aşamada proaktif davranış sergileyebilecek tek kurum Merkez Bankası idi ve o da üstüne düşeni büyük ölçüde yaptı. Ama yapılan çok kısa süreli bir önlem olmaktan öteye gitmiyor. Sistemdeki fazla likidite dövize gitmesin ve başta petrol olmak üzere artış gösteren emtia fiyatları bir de kur artışı yüzünden daha fazla ithal maliyet ve dolayısıyla enflasyon oluşturmasın; tüm çaba bunu sağlamak. Merkez Bankası bu amaçla faizi dolaylı olarak artıracak düğmeye ilk günden bastı.
Peki başka önlem? Maliye Bakanı Şimşek’in paylaşımını aktardım, motorin zammında eşel mobil sisteminin devreye alınması yönünde çalışmalar yapılıyor ve bu konu kısa sürede netlik kazanacak.
Ama petrol fiyatları daha da yükselirse, savaş buna yol açacak şekilde genişler ve uzarsa yüklü zamlar yine de kaçınılmaz olacak.
Dolayısıyla savaş çıkmamışken oluşum ve iki ayda yüzde 8’e yaklaşan artıştan sonra anlamı kalmayan yüzde 16’nın da, hatta Merkez Bankası tahmin aralığının üst sınırı olan yüzde 21’in de hele hele şimdi hiçbir önemi yok.
Bu oranların tutmayacağı gün gibi ortada. Aslında bu yılın enflasyonunu yüzde 25’in altında bekleyen de neredeyse kalmadı. Hem herkes hesabını kitabını yüzde 25 dolayında bir enflasyona göre yapıyordu. Şimdi o tahminler yüzde 25’ten yüzde 30’a doğru revize edilirse şaşmamak gerek.
• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.