Merkez Bankası 2026 yılı enflasyon hedefini değiştirmedi ve yüzde 16’da tuttu. Ama tahmin aralığı bu köşede iki gün önce ifade ettiğim düzeye, yüzde 15-21 düzeyine çıkarıldı.
Hedefin sabit tutulup tahmin aralığının yukarı kaydırılması, Merkez Bankası’nın geçen yılın üçüncü enflasyon raporunda dile getirdiği yaklaşıma sıkı sıkıya bağlı kalacağının da işareti. Ne demişti Merkez Bankası bu konuda:
“Ara hedefler, varsayım setinde olağanüstü bir güncelleme olmadığı sürece değiştirilmeyecektir.”
Bu yaklaşım ve yüzde 16’nın değiştirilmemiş olmasından yola çıkarak söz konusu yaklaşımı şöyle de kurgulamak yanlış olmaz:
“Demek ki enflasyona ilişkin varsayım setinde, ara hedefi değiştirmeyi gerektirecek bir bozulma yok.”
Acaba gerçekten de yok mu? Çünkü bu yaklaşım sergilenince doğal olarak akla ocak ayında yüzde 5’e yaklaşan ve şubatta da görece yüksek gelmesi beklenen enflasyonun ara hedef olan yüzde 16’yı nasıl olup da zora sokmadığı geliyor.
Enflasyon raporunu açıklayan Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, aylık enflasyon eğiliminin ocak ve şubattan sonra belirgin bir şekilde yavaşlayacağı umudunda olduklarını dile getirdi. Belli ki varsayım setinde bozulma olmadığı görüşü bu beklentiye dayandırılıyor.
İyi de ocaktaki yüzde 4,84’lük artıştan sonra şubatta da yüzde 3 artış olsa iki aylık toplam artış yüzde 8’i bulacak. Yılın kalan on aylık dönemi için de yüzde 16’lık hedef dikkate alındığında yalnızca yüzde 7,4’lük alan kalacak.
On ay için yüzde 7,4’lük alan da, aylık ortalama artışın yüzde 0,7 olmasını gerektirir.
Yani Merkez Bankası’nın mart-aralık dönemindeki beklentisi aylık ortalama yüzde 0,7 artış mı, herhalde öyle.
Böyle bir gerçekleşmenin sağlanması mümkün olabilir mi peki? Tabii ki hayır.
On ay toplamında yüzde 7,4 dolayında bir gerçekleşme, ancak bazı aylarda negatif oranlar görülebilirse söz konusu olabilir.
Geçmişte yaz aylarında çok küçük de olsa negatif oranlar gerçekleşirdi ama Türkiye o dönemleri çok geride bıraktı.
Dolayısıyla 2026 sonu enflasyon hedefinin yüzde 16’da sabit tutulması ancak ve ancak Merkez Bankası’nın “Bakın biz enflasyonu düşürmekte ne kadar kararlıyız ve hedefimizi değiştirmiyoruz” demesinden başka bir anlam taşımaz.
Ya yaptırım olsaydı…
Merkez Bankası hükümetle birlikte bir enflasyon hedefi belirliyor ve bu oran tutmazsa hükümete bir mektup yazarak, sapmanın gerekçelerini sıralıyor; adeta özür diliyor. Başka, başka bir şey yok.
Dolayısıyla aslında temel soru çok farklı…
Merkez Bankası yönetimi, enflasyon hedefi tutmadığı takdirde hükümete mektup yazmak dışında ciddi bir yaptırımla karşı karşıya kalma durumunda olsaydı, bu yıl için söylersek acaba yüzde 16’da ısrar eder miydi, yoksa bu oranı çok daha gerçekçi bir düzeye çıkarır mıydı?
Yüzde 16 değişmeyecek gibi
Merkez Bankası adeta “Hedefim de hedefim” diyor.
İki gün önce de yazdım. Tahmin-hedef ayrımının ilk gündeme getirildiği geçen yılın üçüncü enflasyon raporunda hedef yüzde 24, tahmin aralığı yüzde 25-29 düzeyindeydi.
Geçen yılın son enflasyon raporu açıklandığında da hedef yine yüzde 24 olarak korundu ve tahmin aralığı yüzde 31-33 olarak değiştirildi.
Bu yılın yüzde 16’lık hedefi, halen tahmin aralığının içinde bulunuyor. Aylık enflasyon, marttan itibaren Merkez Bankası’nın umduğu ölçüde yavaşlamaz ve yıllık bazda hedefin tutmayacağı daha da somut olarak ortaya çıkarsa yüzde 16’lık hedef bir sonraki enflasyon raporunda değiştirilir mi? Pek sanmıyorum.
Hatta 14 Mayıs’ta açıklanacak yılın ikinci enflasyon raporunda yüzde 15-21’lik aralık yukarı çekilse bile, ki muhtemelen çekilir, yüzde 16 yine sabit bırakılabilir.
Çünkü enflasyon hedefinin anlamı başka ve hedefle tahmin arasında bir bağ beklememek gerekiyor.
Merkez Bankası “Ben para politikasını hedefim doğrultusunda belirlemeye devam edeceğim” dercesine bu oranı sabit bırakma eğiliminde. Dolayısıyla yüzde 16’yı benimsesek iyi olur!
Bir de bakmışız bütün yıl boyunca yüzde 16 sabit tutulmuş.
Ama Merkez Bankası da biliyor ki bu yılın enflasyonu yüzde 20’nin altında olmayacak.
Faiz düşüşü hız kesecek
Merkez Bankası yüzde 16’yı sabit tutmakla başka bir mesaj daha veriyor:
“Faiz indirimleri pek de yüksek oranda olmayacak.”
Zaten bu yaklaşımı Başkan Karahan’ın sözlerinde de somut olarak görüyoruz. Politika adımlarını enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gözden geçirdiklerini bir kez daha belirten Karahan şunları söyledi:
“Gıda kaynaklı artışın ocak ve şubat aylarıyla sınırlı kalacağını değerlendiriyoruz. Bu etkilerle adımı (faiz indirimi adımını) küçülttük. Önceki kararlarda da olduğu gibi martta da veri odaklı gideceğiz. Adım büyüklüğünün artması için gereken eşik bir miktar yüksek diye değerlendiriyoruz.”
Son cümleyi biraz açmak gerekirse Karahan’ın söylediği şu:
“Artık bizden 100 baz puanın üstünde bir faiz indirimi görmeniz mevcut koşullarda mümkün olmayacak. Kaldı ki biz yüzde 16’lık hedefimizi yakalamak için para politikasını sıkı götürmek zorundayız…”
• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.