Ekonomi

Dış ticaret açığı basamakları birer birer çıkıyor!

Sayın Alaattin AKTAŞ'ın, ekonomim.com sitesinde bugün yayımlanan "Dış ticaret açığı basamakları birer birer çıkıyor!" başlıklı köşe yazısı.

İhracat ile ithalat arasındaki makas giderek açılıyor. TÜİK’in dün açıkladığı şubat ayına ilişkin dış ticaret verileri dış ticaret açığının biraz daha büyüdüğünü ortaya koydu.

TÜİK verilerine göre ihracat şubat ayında geçen yıla göre yüzde 1,5 artarken, ithalattaki artış yüzde 5,5’e ulaştı.

Ocak-şubat toplamında ise ihracat geçen yılın yüzde 1,3 altında kaldı, buna karşılık ithalat yüzde 2,8 arttı.

İlk iki ayda geçen yıl 7,8 milyar dolar ticaret açığı verilmişti, bu yılki açık yüzde 16’ya yakın artarak 9 milyar doların üstüne çıktı.

Yıllık açık 100 milyara gidiyor

Yıllık bazdaki dış ticaret açığı ise her ay düzenli olarak artıyor.

2025 sonunda 92,1 milyar dolar düzeyinde oluşan yıllık dış ticaret açığı bu yıl ocak ayı sonunda 93 milyar dolara, şubat sonunda ise 94,2 milyar dolara çıktı.

Açığın ilk iki aydaki artışı çok da kaygı duyulacak düzeyde değil. Zaten gözler mart ve sonrasına çevrilmiş durumda.

Savaşın etkisiyle ihracatın gerilemesi, ithalatın ise artması beklenen bir durum. Ancak sorun ne boyutta olacak, işte o tam olarak kestirilemiyor.

Mart ayına ilişkin öncü gösterge niteliğindeki ilk verileri Ticaret Bakanlığı’nın açıklaması gösterecek.

Savaşın dış ticaret verilerindeki etkisi mart ayında belli ölçüde hissedilecek ve savaşın sürmesine bağlı olarak asıl etki nisan ve belki de daha sonraki aylarda ortaya çıkacak.

Savaş Türkiye’nin dış ticaretini ihracatı azaltıcı, ithalatı artırıcı şekilde iki yönlü etkileyeceğinden bu yıl için öngörülen hedeflere ulaşmak pek mümkün olmayacak.

OVP’de bu yıl ihracatın 282 milyar, ithalatın 378 milyar dolar olması ve ticaret açığının 96 milyar dolar düzeyinde oluşması öngörülüyordu. Ancak dış ticaret açığı şimdiden 94 milyar dolar ve gelecekte bu tutarın çok daha hızlı artacağı kesin sayılır.

2026 ithalatı 378 milyar dolar olarak öngörülürken petrolün varil fiyatı 65 dolar olarak dikkate alınmıştı. Oysa petrolün varili ilk üç ay ortalamasında 77 dolar civarında ve mevcut fiyat da 100 doların altına pek düşmüyor. Petrol 105-110 dolar arasında salınıyor.

Dolayısıyla petrolün yıllık fiyatının 90 dolar civarında oluşması öngörülene göre varil başına 25 dolar kadar bir ek ödeme demek.

5-6 milyarlık ek yük

Türkiye geçen yıl 31,9 milyon ton ham petrol ithal etti. Bu verinin kaynağının değerli meslektaşım Mehmet Kara’nın Enerji Günlüğü’ndeki yazısı olduğunu belirteyim.

Türkiye ekonomisi savaşın getirdiği olumsuzluğun etkisiyle muhtemelen geçen yılki kadar büyümeyecek ve bu da enerji talebinin bir miktar azalması sonucunu doğurabilecek.

Dolayısıyla bu yılki petrol ithalatının 30 milyon tonda kaldığını varsaysak, varil başına öngörülene göre yaşanacak 25 dolarlık artış 5-6 milyar dolar civarında ek bir yük getirecek demektir.

Dolaylı yükler de var

Hani akaryakıt fiyatlarındaki artışın TÜFE’ye doğrudan etkisi yanında dolaylı etkilerinden söz ediyoruz ya, ham petrolde ortaya çıkacak yaklaşık 25 dolarlık bir artış da Türkiye’nin ithalatını 5-6 milyar dolar etkileyecek ama bu da doğrudan bir etki. Bir de dolaylı yük söz konusu olacak.

Enerji fiyatları artınca yalnızca Türkiye’deki üretim maliyetleri artacak değil, tüm dünyada maliyetlerde bir yükselme olacak, tüm dünyada enflasyon artacak. Bu durum, Türkiye’nin petrol dışındaki kalemlerdeki ithalatının da pahalanması demek. Dolayısıyla ham petrol faturasındaki artışın etkisinin yalnızca 5-6 milyar dolarla sınırlı kalacağını düşünmek yanlış olur.

Türkiye petrol dışındaki kalemlerde aynı miktarda ithalat yapmaya devam ederse, edebilirse petrol fiyatındaki artıştan dolayı 5-6 milyar doları doğrudan, bu tutarın iki katı kadar da, yani 10-12 milyar dolar da dolaylı bir etkiyle karşı karşıya kalabilir. Yani toplam etki 20 milyar dolara yaklaşabilir.

Ama biraz önce de vurguladığım gibi ekonomideki yavaşlamaya bağlı olarak ithalat miktar olarak azalırsa tabii ki doğacak etki çok daha az olacaktır.

TCMB petrol fiyatı - enflasyon ilişkisi konusunda pek iyimser

Merkez Bankası’nın blog sayfası olan Merkez Güncesinde ham petrol fiyatlarının enflasyona olan etkisine ilişkin bir çalışmaya yer aldı.

Bu çalışma gösteriyor ki petrol fiyatlarındaki her yüzde 10'luk artışın bir yıl sonrasının enflasyonuna “doğrudan ve dolaylı” nihai etkisinin 1 puan olduğu sonucuna varılmış.

Çalışmada, 2026 yılının ilk enflasyon raporunda Mart 2026-Şubat 2027 döneminde ortalama petrol fiyatının 58,8 dolar olarak varsayıldığı, son gelişmelerin ardından bu dönemdeki fiyatın 70-90 dolar arasında değişeceği alternatifleri üzerinde durulduğu belirtiliyor. Ortalama petrol fiyatının 70 dolar olması durumunda yıllık enflasyonun bundan 1,9 puan (petrolün 58,8 dolardan 70 dolara çıkması da yüzde 19 artış) etkileneceği ifade ediliyor. Çalışmada eşel mobil uygulaması sayesinde enflasyona gelecek etkinin 1,3 puan düşük kalacağı ve nihai etkinin 0,6 puan olacağı görüşüne yer veriliyor.

Petrol fiyatlarına göre diğer senaryolar şöyle:

  • Petrol 75 dolar olursa toplam etki 2,8; bunun 1,9 puanı eşel mobille yansımayacak, nihai etki yüzde 0,8 puan.
  • Petrol 80 dolar olursa toplam etki 3,6; bunun 2,5 puanı eşel mobille yansımayacak, nihai etki yüzde 1,1 puan.
  • Petrol 85 dolar olursa toplam etki 4,5; bunun 3,1 puanı eşel mobille yansımayacak, nihai etki yüzde 1,3 puan.
  • Petrol 90 dolar olursa toplam etki 5,3; bunun 3,7 puanı eşel mobille yansımayacak, nihai etki yüzde 1,6 puan.

Dolaylı etkili hesaplamak büyük başarı!

Ham petrol fiyatlarındaki artışın akaryakıta aynı oranda yansıdığı varsayımıyla doğrudan etkinin ne olacağını hesaplamak çok kolay.

Ama ya dolaylı etki? Merkez Bankası dolaylı etkiyi de hesaplayarak büyük iş başarmış!

Ama bakarsınız enflasyona yansıma çok farklı seyrederse gün gelir Merkez Bankası “Bu benim hesaplamam değildi ki” de diyebilir. Çünkü ne deniliyor Merkezin Güncesinde dip not olarak:

“Blogda yer verilen görüşler yazarlara aittir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi görüşlerini temsil etmeyebilir.”

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.