Ekonomi

Bütçe sonuçlarına sevinmeli mi, kaygı mı duymalı?

Sayın Alaattin AKTAŞ'ın, ekonomim.com sitesinde bugün yayımlanan "Bütçe sonuçlarına sevinmeli mi, kaygı mı duymalı?" başlıklı köşe yazısı.

Yıl 2016, enflasyon düşük, Hazine TÜFE'ye endeksli ve on yıl vadeli kağıt çıkarıyor, daha sonraki yıllarda da bu kağıt tekrar tekrar ihraç ediliyor ve vade 14 Ocak 2026'da doluyor. Sonuç mu, ocak ayında tam 406 milyar lira iç borç faizi ödeniyor.

Eğer ocak ayında ödenen borç faizi için “Bizden önceki yönetimlerin borçlanmasından kaynaklanan ama ‘Devlette devamlılık esastır’ ilkesi gereğince bizim ödemek durumunda kaldığımız faiz, bütçe açığı bu yüzden çok arttı, ne yapabilirdik ki” denilebiliyorsa, böyle bir gerekçe bulunmuş ve bu gerekçeye sığınılmışsa ocak ayındaki bütçe performansına sevinmek gerekir. Çünkü faiz dışı dengedeki fazla çok yüksek ve geçen yıla göre rekor bir artış var.

Ama yok eğer ocak ayındaki yüklü borç faizi ödemesi bu hükümetin geçmişteki hesapsız ve öngörüsüz borçlanmasının bir sonucuysa ocak ayı bütçe performansının iyi olduğunu söylemek mümkün değil. Çünkü bütçe açığı kayda değer ölçüde artış göstermiş.

Nereden baktığınıza bağlı…

Hazine ve Maliye Bakanlığı ocak ayının bütçe sonuçlarını açıkladı. Önce özet olarak sayıları aktarayım…

Harcamalar ocak ayında 1,6 trilyon lira oldu ve geçen yılın aynı ayına göre yüzde 54,9 arttı.

Gelirler de hemen hemen aynı oranda, yüzde 55 oranında artış gösterdi ve 1,4 trilyon lira düzeyinde oluştu.

Hem harcamalar, hem gelirler yüzde 55 artış gösterince bütçe açığı da bunlara yakın oranda (yüzde 54,1) büyüdü. Geçen yılın ocak ayında 139 milyar lira olan bütçe açığı bu yıl 215 milyar liraya çıktı.

Bütçe görünürde 215 milyar lira açık verdi ama başka bir hesaba göre, hani şu meşhur faiz dışı denge hesabına göre, fazla var.

Ocak ayındaki 1 trilyon 636 milyar liralık toplam harcamadan 456 milyar liralık faiz harcaması düşülürse faiz hariç harcama 1 trilyon 179 milyara iniyor. Buna göre de faiz dışı denge 242 milyar lira fazla veriyor. Faiz dışı fazlada geçen yılın 24 milyarına göre tam yüzde 918 artış yaşanmış oluyor.

Dolayısıyla bütçe ocakta klasik hesaplamaya göre “şöyle böyle” kıvamında bir performans göstermiş.

Ama “şu faiz ödemesi olmasaydı” yaklaşımıyla hesaplama yapılırsa bütçe performansı şahane ötesi!

Tamam, faiz olmasaydı bütçede açık değil, çok önemli bir fazla vardı, kabul. İyi de o faiz ödemesi var. Hem de o faiz ödemesinin ortaya çıkmasına yol açan borçlanmayı bu hükümet yapmış.

Şu durumda faiz ödemesini yok varsayarak bütçenin iyi gittiğini söylemek ne kadar doğru?

Ah 14 Ocak vadeli kağıt, ah!

Ocak ayındaki yüklü faiz ödemesinin altında yatan en büyük etkenin ne olduğunu herkes biliyor, ben de bu ayrıntıyı bu köşede 22 Ocak’ta yazmıştım.

On yıl öncesi; 2016 yılında vadesi bu yılın 14 Ocak’ı olan TÜFE’ye endeksli kağıt ilk kez ihraç ediliyor. Enflasyon o yıllarda şimdiki gibi yüksek değil, Hazine de bu kağıdın gelecekte başına iş açacağını tabii ki öngörmüyor. Hazine’nin o günün koşullarında maliyetinin düşük olacağı öngörüsüyle çok cazip bulduğu bu kağıt daha sonra da defalarca ihraç ediliyor. Ama evdeki hesap çarşıya uymuyor, enflasyon öngörülenin çok çok üstüne çıkıyor ve TÜFE’ye endeksleme bütçeyi altüst ediyor. Ağırlıkla bu kağıdın faizi yüzünden ocak ayında 456 milyar lira gibi şimdiye kadar hiç görülmedik düzeyde bir faiz ödemesi yapılmak durumunda kalınıyor. Öyle ki, ocak ayındaki faiz ödemesi, toplam harcamanın yüzde 28’ini buluyor.

Ancak ocak ayındaki 456 milyar lira düzeyindeki faiz ödemesinin tümü iç borç faizi değil, onu da vurgulamak gerek. Bu tutarın 409 milyarı iç borç, kalan 47 milyarı da dış borç faizi.

224 milyar da anapara ödendi

Bu arada ocak ayında iç borç anaparası için Hazine de 224 milyar lira ödeme yaptı. Böylece ocak ayındaki iç borç anapara ve faiz ödemesinin toplamı 632 milyar lirayı buldu.

Ocak ayındaki iç borçlanma ise 490 milyar lira düzeyinde gerçekleşti.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.