2025 yılı bütçe gerçekleşmesine ilişkin veriler açıklandı ve hemen her veri için olduğu gibi bütçe için de aynı değerlendirmeyi yapmak mümkün:
“Bütçe gerçekleşmesinde bardağın yarısı dolu, yarısı boş!”
Bardağın yarısı dolu; çünkü başlangıçta öngörülenden daha iyi bir performans sergilenmiş görünüyor. Nedir bu performans; bütçede 1,9 trilyon liranın üstünde açık olacağı varsayımıyla yola çıkılmış ama gerçekleşen açık 1,8 trilyonda kalmış. Bu kadar mı; faiz dışı fazlanın yalnızca 19 milyar lira olacağı hesap edilmiş ama bu tutar 255 milyar lirayı bulmuş. Daha ne istenir ki!
Ama bardağın önemli bir kısmı da boş. Örneğin ödeneği olduğu halde yapılmayan bazı önemli harcamalar var. Yetmez mi? Ödenek verilmiş ama harcamıyor ya da harcatmıyorsunuz, sonra da bütçe öngörülenden az açık veriyor…
Bu konuyu başka bir güne bırakıp bugün bütçenin tümüne farklı bir pencereden bakıldığında ne görünüyor, ona odaklanalım.
Odaklanalım odaklanmaya ama bu konuyu iyi en iyi bilen isimlerden de görüş alalım.
Bütçeyi en iyi kim bilir, kim irdeler?
Yıllarını Maliye’ye ve Hazine’ye vermiş, bütçe ve Hazine üzerinde kafa yormuş eski bir Hazineci bilir. Buyurun bu değerlendirmeyi birlikte okuyalım...
Tahakkuk esaslı açık mı, Hazine nakit açığı mı?
Bütçe verilerine iki zaviyeden bakmanın gereğine inanırım. Birisi herkesin izlemeyi sevdiği Hazine ve Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü’nün derlediği muhasebe kayıtları. Bu veriler tahakkuk esaslı ve dönemsel verilerdir. İşlem yapıldığı zaman kayda girerler. Bunların içinde emanet, avans gibi oldukça teknik kalemler de yer alır. Diğer bir deyimle bazen ödenek tahakkuk ettirilir, harcama nakit olarak yapılmaz.
Diğer zaviye nakit esaslı bütçe dengesidir. Bu verileri Bakanlığın Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğü derler ve yayımlar. Hazine’nin temel görevi nakit idaresi olduğundan nakit dengesini orası izler. Hem nakit açığı olduğunda gerekli finansmanı da iç ve dış borçlanma yoluyla Hazine sağlar. Borçlanma programı ve borçlanma yapılırken devletin nakit dengesi çok önemlidir. Örneğin nakit ihtiyacı yüksek olduğunda, faizlerin yüksekliğine bakılmadan borçlanma yapıldığı dönemler çok olmuştur. Hazine aşırı nakit ihtiyacı için yüksek faizle borçlanmak zorunda kalmıştır.
Buna 2025 son aylarında yapılan iç borçlanmaları örnek verebiliriz. Geçen yıl kasım ayında hiç iç borç anapara ödemesi olmamasına rağmen 143,2 milyar lira, aralık ayında ise yalnızca 520 milyon lira anapara ödemesine karşılık 136,6 milyar lira iç borçlanma yapmak zorunda kalınmıştır. Nedeni bu yılın ocak ve şubat aylarındaki devasa borç ödemeleridir.
Bütçe dengesi ne söylüyor?
Bu farkın önemine geçmeden önce, 2025 yılının ödenek ve nakit bütçe dengelerine bakmakta yarar var.
Ödeneğe göre gerçekleşme sütununda Muhasebat Genel Müdürlüğü’nün muhasebe kayıtları yer alıyor. Bütçe geçen yıl 255 milyar lira faiz dışı fazla vermiş. Hâlbuki fazla yalnızca 19 milyar olarak programlanmıştı. Bütçe açığı da yılbaşında beklenenden 1 trilyon 931 milyar lira daha az olmuş.
Bu durumu piyasalar çok sevdi. Her taraftan başarı mesajları yağıyor.
Ama ya nakit dengesi?
Ancak dönüp açığa nakit dengesi tarafından bakınca resim farklılaşıyor.
İlk ve en önemli fark faiz dışı harcamalarda. Nakit harcamalar 623 milyar daha fazla. Anlaşılan Hazine 2024’ten kalan emanetleri geçen yıl içinde harcamış. “Enflasyonla mücadele ediyoruz, Merkez Bankası’na yardımcı olayım fazla harcama yapmayayım, fazla borçlanmayayım” dememiş.
Tamam, bu yüksek farkın hepsini borçlanmamış. Gelirlerde de nakit lehine 213 milyar liralık olumlu bir gelişme yaşanmış.
Bu farkın oluşmasında ana etkenlerden biri enflasyon. Bütçe hazırlanırken yüzde 17,5 olarak öngörülen enflasyona göre hazırlanan gelir tahminleri ile yüzde 31’lik gerçekleşme arasında neredeyse yüzde yüze yakın sapma var. Gelirlerin büyük çoğunluğu harcamalara dayalı oluştuğu için TÜFE’deki bu sapma vergi gelirlerini de etkilemiş.
Tahmin edilenden fazla gerçekleşen diğer bir gelir kalemi gelir vergisi tevkifatı olmuş.
Aslında fazla değil açık var
Ödenek esaslı kayıtlarda 255 milyar lira fazla varmış gibi görünüyor ancak nakit esaslı dengede 155 milyar lira açık söz konusu. Aradaki fark 410 milyar lira.
Öte yandan muhasebe kayıtlarında bütçe açığının 1,8 trilyon lira kadar olduğunu görüyoruz. Oysa nakit açık 312 milyar lira daha fazla, 2,1 trilyon lira.
Bu farklar hem enflasyonla mücadele hem de borçlanma miktarının belirlenmesi açısından hayati göstergeler. Dolayısıyla nakit dengesi bize maliye politikasının durumu hakkında daha net resim veriyor.
Nakit harcamalardaki artışlar maliye politikasının enflasyonla mücadele dostu olmadığını gösteriyor.
Ancak bu, gelir ve harcamalardaki muhasebe detaylarının önemi olmadığı anlamına gelmez. Bütçeler iktidarların kimden alıp kime verdiğini gösteren en temel politika belgesidir. O kayıtlarında mutlaka en ince ayrıntısıyla izlenmesi gerekir.
Bu farkların yanı sıra, bütçe dışındaki işlemlere; Türkiye Varlık Fonu (TVF), TMSF, TOKİ, KÖİ projeleri, Kredi Garanti Fonu (KGF), Kentsel Dönüşüm Başkanlığı vb. yapıların harcamalarında neler olduğunu bilmeden, bütçe açığının büyüklüğüne ve maliye politikasının genel gidişatına karar vermemek lazım.
Görülebildiği kadarıyla o taraftaki fay hatlarında epeyi enerji birikiyor.
• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.