E-BÜLTEN

E-bültenimize abone olarak
en son bilgilere ve haberlere ulaşabilirsiniz.

Ana SayfaMakro EkonomiFED duraklarsa Avrupa ne yapacak?---

FED duraklarsa Avrupa ne yapacak?

FED duraklarsa Avrupa ne yapacak?
29 Mayıs 2023 - 14:18 borsagundem.com.tr

Dolar son dönemde rezerv para birimi statüsünde ciddi yara alsa da küresel piyasalardaki güçlü konumunu sürdürüyor. FED’in haziran ayında faiz artışlarını durdurursa Avrupa’nın ekonomi politikaları da önemli ölçüde değişebilir

BORSAGUNDEM.COM - DIŞ HABERLER SERVİSİ

ABD Merkez Bankası’nın (FED) politika faizlerini artırıp artırmayacağı sadece resesyona girme konusunda endişelenen Amerikalıları değil, Avrupa ülkelerini ve aslında diğer birçok ülkeyi ilgilendiriyor. Bunun temel sebebi ise küreselleşme karşıtlığı ve de-dolarizasyon tartışmalarına rağmen doların hâlâ üstünlüğünü koruması. Zira Wall Street Journal’ın haberine göre, ABD ile kilit ticari ortakları arasındaki finansal ve ticari bağlar göz önüne alındığında doların her zamanki gücünü koruduğu da anlaşılıyor. Üstelik Avrupa söz konusu olduğunda bu bağların çok daha güçlü olduğu da bir gerçek.

Avrupa Merkez Bankası (ECB bu yılın başında FED’den farklı bir stratejiyi tercih etmeyi denedi ve FED faizleri artırırken oranları düşük tutmaya çalıştı. Ancak euronun dolar karşısında değer kaybetmesiyle ECB yetkilileri de hızlı bir şekilde yön değiştirdi. Dolar cinsinden faturalanan enerji gibi malların ithalatından kaynaklanan enflasyon korkusu bu rota değişikliğinin en önemli sebebiydi.

Şu anda ise tam tersi bir senaryo yaklaşıyor. Borsagundem.com’un derlediği bilgilere göre FED yetkilileri haziran ayında faiz artışlarının duraklatılacağı yönünde sinyaller veriyor. 2022’nin başından itibaren yapılan agresif faiz artırımlarının ABD ekonomisini önemli ölçüde yavaşlatması bekleniyor. Bu tablo Avrupa’daki merkez bankası yetkililerinin yükselen enflasyona rağmen faiz artışı gerçekleştirmesini zorlaştırabilir.

WSJ haberinde Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) eski baş ekonomisti olan Maurice Obsfeld, “Dolar küresel ekonomide dominant bir rol oynuyor. ECB’den geçen yıl gelen retorik döviz kuru ile ilgili endişelere işaret etti” ifadelerine yer verdi.

Doların rezerv para birimi statüsünü kaybettiği yönündeki argümanlar, Suudi Arabistan, Çin ve Rusya'nın diğer para birimlerini kullanma hamleleriyle yükselişe geçti. Söz konusu tablo Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline cevap olarak ABD’nin doları silah olarak kullanması ve Rusya döviz rezervlerindeki parayı dondurması sonucu ortaya çıktı. Dolar geçen yılın ikinci çeyreğinde küresel rezervlerin %60’ından azını oluşturuyordu. 20 yıl öncesinde ise bu oran %72’ydi.

Tüm bunlara rağmen dolar bugüne kadar küresel hakimiyetinden çok şey kaybetti.

ABD, küresel üretimin yaklaşık dörtte birini ve küresel ticaretin %10'undan biraz fazlasını oluşturuyor. Küresel ticaretinse yaklaşık yarısı dolar cinsinden faturalandırılıyor. Geçen yıl küresel döviz işlemlerinin yaklaşık %90’ı dolar ile yapıldı. Uluslararası Ödemeler Bankası'nın aralık ayı raporuna göre, son 20 yılda bu pay çok az değişebildi.

Denizaşırı finansman piyasalarında ihraç edilen tüm uluslararası borçlanma senetlerinin ve sınır ötesi kredilerin yaklaşık yarısı dolar cinsindendi.

Bu bağlar yükselen ABD faiz oranlarının yabancı ekonomileri de çeşitli şekilde etkilemesine sebep oluyor. Faiz artışları ABD dışı ekonomilerde sermayenin çekilmesine, borçlanma maliyetlerinin yükselmesine ve para birimlerinin dolar karşısında değer kaybetmesine yol açıyor. ECB araştırmasına göre FED’in sıkılaştırmasına yanıt olarak ABD para piyasası faiz oranlarındaki değişimin yaklaşık üçte biri Almanya’nın tahvil faiz politikasında hissediliyor. Dolar yükseldikçe petrol gibi dolar cinsinden emtialar yabancı para birimi cinsinden daha pahalı hale geliyor. Diğer taraftan daha yüksek faizler ABD’nin ekonomik büyümesini yavaşlatıyor ve nihayetinde ABD’de yabancı menşeili ürünlere olan talep de yavaşlıyor.

Tüm bunlar, ECB araştırmasına göre FED’in faiz artışlarının Avrupa ekonomisini ABD kadar hatta belki de ABD’den fazla etkilediği anlamına geliyor. FED’in 1991 ve 2019 yılındaki sıkılaştırma döngüleri sırasında Euro Bölgesi’nin sanayi üretimi, hisse senedi fiyatları, işletme kredileri ve enflasyon oranı düşmüştü ve ABD kendi dışındaki dünya ticaretinde de büyük bir etki oluşturmuştu. ECB’nin para politikası hamlelerininse ABD ekonomisine minimum düzeyde etki yaptığı görülüyor.

ECB yetkilileri FED’in faiz artışlarını ve euro-dolar kurunu çok yakından izlediklerini ancak bunun bir politika hedefi olmadığını vurguluyor. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Merkez Bankası Başkanı ve eski bir ECB yetkilisi olan Panicos Demetriades konuyu, “FED liderliği ele geçirdiğinde diğerleri tereddüt etmeden takip edecektir” ifadeleriyle özetliyor.

Elbette ECB ve diğer merkez bankaları sadece FED’i takip etmiyor. Benzer hamleleri yapmalarının sebebi pandemi ve Ukrayna’daki savaş gibi küresel şoklardan dolayı enflasyonun dünyanın her yerinde yüksek olması.

ECB Başkanı Christine Lagarde mayıs ayı başında katıldığı bir konferansta, “Para birimlerinin bir etkisi olduğun biliyorsunuz. Örneğin herhangi bir yayılma etkisi dikkate alınır. Ancak FED’e bağımlı değiliz. Kapsamamız gereken daha çok alan var ve duraklamıyoruz” açıklamasında bulundu.

Obstfeld, politika faizinin FED’inkinden yaklaşık yüzde 2 puan aşağıda olması sayesinde, ECB'nin yetişmek için daha fazla alana sahip olduğunu belirtiyor.

Ancak ECB’nin gerçekten de para politikasında sıkılaştırmaya devam edip etmeyeceği FED’in ABD’yi resesyona sürükleyip sürüklemediğine bağlı olarak değişebilir. Avrupa için özellikle de ABD’ye yapılan ihracat Ukrayna’daki savaşın hane halkları satın alma gücünü olumsuz yönde etkilediğinden önemli bir güç kaynağı haline geldi.

AB ile ABD arasındaki ikili ticaret mart ayında bir yıl öncesine göre yaklaşık %8 yükselerek 86 milyar dolara ulaştı. ABD Nüfus Sayım İdaresi verilerine göre, ABD’nin aynı dönemde Çin’le yaptığı ticaretse yaklaşık dörtte bir oranında azalarak 45 milyar dolara geriledi.

ABD önümüzdeki aylarda resesyona girerse ABD’nin ithalatı muhtemelen düşecektir ve Avrupa için hayati olan ve ABD’den sağlanan ekonomik büyüme desteği ortadan kalkacaktır. Yine de dolar muhtemelen zayıflamayı sürdürecek, Avrupa enerji fiyatlarını ve ithal enflasyonu düşürecektir. Genel olarak ABD ekonomisindeki sert bir düşüş muhtemelen Avrupalılar için de hayatı zorlaştıracak. Ancak ECB için işler potansiyel olarak görece daha kolay olacak.

Obstfeld ECB’nin siyasi baskılara rağmen enflasyonu kontrol altına almayı tercih edebileceğini belirtse de “Avrupa genel olarak istikrarsız bir durumda. Bu ECB’nin biraz temkinli kalmasına neden olacaktır” ifadelerine yer verdi.

Wall Street neden Haziran’da faiz artışı bekliyor?

 

IMF: ABD'de faiz oranlarının yüksek kalması gerekiyor

 

Fed yetkilisinden 'faiz artışı' sinyali

 

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)